Kullanıcı: 
Şifre: 
Şifremi unuttum  
Hemen üye olun, taksim.com
ayrıcalıklarını kaçırmayın
Üye olmak istiyorum
Tamer Kadıoğlu
Bir Filiz'in Hayatı

İster Hz. Havva’nın Hz. Adem’e sunduğu kırmızı elma gibi yasak bir anın sonucu olsun, ister kurgulanmış bir zamanlamanın sonucu olsun; hepimiz nihayetinde iki hücreden meydana gelmişiz; biri anneden, biri babadan. Dünyaya geldiğimizde huzurla uyuduğumuz ilk kucak, karşılıksız sevgiyle dolu ilk gülücüklerin bir arada olduğu o müthiş an. Farklı dillerde farklı isimleri olsa da, duygunun adı farklı olsa da, yaşanış biçimi açısından aynıdır, bu aile duygusu. Tam olarak nedir peki bu aile denen olgu?
    Hepimiz kimi zaman kendimizi o kadar savunmasız ve güçsüz hissederiz ki; “Keşke anne karnında olsaydım” diye düşünmeden edemeyiz. Veya çok korktuğumuz anlarda haykırdığımız ilk kelime “Anne!” olur çoğu zaman. Peki böyle anlarda annemiz yanımızda olsa bizi koruyabilecek mi acaba? Bir köpekle karşı karşıya kalsak ve deli gibi korkuyor olsak, annemiz olsa ne olurdu ki yanımızda? O da olsa, “Köpek O’na da zarar verir mi?” diye daha çok korkmaz mıyız? O’nu yanımızda hissetmek istememiz, bize verebileceği cesaretten ötürü mü, yoksa o an hiç olmamış gibi istediğimiz ana şefkati mi yüreğimizi dindirecek, korkumuzu hafifletecek?
    Peki bir güçlükle karşılaştığımız zaman, bir çıkmaza düştüğümüz zaman, adını haykırmasak da, “Acaba babam olsaydı, ne yapardı?” diye düşünmez miyiz? O’nun bu güçlüğü aşabilme taktiklerine o kadar ihtiyacımız olur ki, gururumuz utanç verici seviyelerde değilse, ve tabii ki hala hayattaysa, kendisine fikir danışmaz mıyız? Sahilde sevgilimizle yürürken, sınavdan iyi bir not aldığımızda, işimizde terfi ettiğimizde, “Babam duyduğunda nasıl da gururlanacak.” diye o an göğsümüzü germez miyiz?
    Bir insanın gelişmesinde olmazsa olmaz, yokluklarının kapatılmasının son derece zor olduğunu düşündüğüm iki değerli insan, anne ve baba. Ömrümüzdeki ilk söylediğimiz sözcüklerin sahibi o iki mimar.
    İkisinin görevleri ayrı ayrı olmasına rağmen, aynı amaçta buluşmaları onları sarsılmaz bir ikili yapıyor. Anne, çocuğun duygusal dünyasını inşa ederken; baba, çocuğun gelebileceği en ileri seviyeleri zorlamaya çalışıyor.
    Peki bu iki insandan birinin eksikliği söz konusu olursa neler olur acaba? Annesiz bir çocuk, babasız bir çocuk veya annesiz babasız bir çocuk... Aslında bir zamanlar hiç düşünmediğim bir olguydu bu, annesiz babasız çocuk olur muydu? Neden olmaz olsun ki anne baba? Çevremde bile yaşamadığım bir durumdu bu bir zamanlar. “Anne baba dediğin çocuğu ile ilgilenir, çocuk dediğin ailesinin yanında kalır.” Öğrendiğim, bana öğretilen buydu uzun zamanlar. Bazen yokluğunu bile düşünmekte zorlandığım bu olguyu her daim yaşamak mümkün müydü? Yokluğu varsa da nasıl kapatılırdı ki? Ailenin iki temel insanı olan anne ve babanın eksikliği çocukta onarılamayacak hasarlara yol açabilir.
Babası olmayan bir çocuk nasıl yaşayacaktır? Önünde bir idol olacak birey olmadığından, eve ekmek getiren biri olmadığından çalışma zorunluluğu hissetmezler. Kendilerini geliştirme konusunda pek isteksiz olacaklar, hiç bir şey yapmak istemeyeceklerdir.
Peki annesiz yaşamak? Babanın açığı bir nebze de olsa da kapatılabilir ama ya anne? Annesiz yaşamak bir çocuğu çocukluk çağından uzaklaştırır, erkenden olgunlaştırır. Yaşı küçük, yaşadığı büyük insan olarak başlar hayata. Duygudan yoksun, mutlu olmanın bile ne demek olduğunu bilmeden, acıma hisleri kalmamış bir insan yetişir dünyada. Annesiz bir bireyi ileriki yaşlarda sosyal hayatında da zorluklar beklemektedir. Arkadaşları ile irtibat kurarken duygusal olamadığından dolayı kurduğu ilişkiler pek kırılgan olacaktır. Arkadaş çevresi sürekli değişken olacaktır.

Aileyi oluşturan unsurlardan biri de kardeştir. Kardeşi olmayan çocukların da paylaşma konusunda sorunları olacaktır. Her türlü ilgi sadece kendisine yöneldiği için şımarmaya meyilli, hep kendine isteyen bir birey olarak yetişirler.
    Ailenin ne olduğunu daha destekli anlamak için bir de örnekleme yapalım. Bir filiz düşünün, tohumundan çıkalı çok zaman geçmemiş. Hala itina istiyor, büyümesi için yapılması gereken hassas işlemler mevcut. Filizin toprağa bağlı olduğu köküne su döktüğümüz zaman filizin kendine gelmesini, yapraklarını açmaya başladığını gözlemleriz bir süre sonra. Peki sadece su yeterli midir? Tabii ki hayır, güneş de filizin yeşermesi için çok gereklidir. Su, filizin gerekli olan besini sağlaması için bir başlangıçtır, güneşse suyun kullanılarak filizin kendisine besin üretmesi için önemlidir. Güneş filizi kendisine doğru çekmekte, onu sürekli büyümeye zorlamaktadır. Su ise filize her daim toprağa bağlı olduğunu hatırlatır. Filiz, su ve güneşin etkisiyle büyürken dallanıp budaklanarak toprağa bağlı ama uzunca bir ağaç oluverir. Su her daim itina ile ağacın damarlarında ilerlemekte, güneşse her daim ağacın ihtiyacı olduğu ısıyı göndermektedir.
    Burada ki filiz örneğimizde filiz çocuğu, su anneyi, güneş babayı, filizin dallanıp budaklanması da kardeşlerin olmasını temsil etmektedir. Takdirinizdir ki, kocaman bir ağacın da suya ihtiyacı vardır, güneşe ihtiyacı vardır. Buradan da anlaşılacağı gibi anne babanın görevinin belli bir zamandan bitmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Bu süreklilik içerisinde aile olmazsa olmaz bir değerdir ve bu değer sürekli saygı duyulan, daimi olan bir olgu olarak devam etmelidir. Aksi halde susuz veya güneşsiz, hele ki ikisi de olmadan filizi çok büyük zorluklar beklemektedir.




  Tamer Kadıoğlu başka ne yazmış..

  bu yazarın sitemizde yayımlanan başka bir yazısı henüz yok
 
 

  diğer yazarlardan..

  Gamze Eynur - Günlerden Gülücüktür Umarım
  Ömer Mazi - Yıldızlar şahidimdi belki bir de yakamozlar!
  Burak İrikök - Benim Hayatım
 
 » haftanın mekanı
Taksim partnerim
ya sizin partneriniz nerede?
ile yaş arası

görüntüle
 
 » taksim'de müzik
en iyi on

1. Çınaraltı Club
2. DoRock
3. Atlas Axis
4. Çınaraltı Cafe&Bar
5. Riddim Club
6. Sütliman Meyhane
7. Sinerji
8. Vosvos Cafe&Bar
9. Akdeniz Bar
10. Mojo

» Alo

» Nevi Cafe Bar

» Deli Mavi Türkü Evi (..

» Cambaz İstanbul Meyha..

» Hotel Pera Capitol

» Afrocubanos Dans Okul..

Burak İrikök
Benim Hayatım
Gamze Eynur
Günlerden Gülücüktür Umarım
Ömer Mazi
Yıldızlar şahidimdi belki bir de yakamozlar!
Tamer Kadıoğlu
Bir Filiz'in Hayatı

Yeni Mekan Üyeliği

Etkinlik Girin

İletişime Geçin

taksim.com | copyright © 2000 - 2006

Web Tasarım