ana sayfa              reklam     iletişim       hakkımızda        sözleşme          Taksim Life             Davet            
Giriş yap
Şifremi Unuttum
Fırat Tanış Derya Alabora Sinan Sülün Kaybedenler. Yılbaşı...

Sinan Sülün’le Edebiyat...

İlk kitabı Karahindiba ile genç kuşak edebiyatçılar arasında dikkat çeken genç yazar Sinan Sülün, özgün anlatımı ve anlattığı öykülerin gerçekliğiyle bir sonraki hikâyede neler olacak merakını ustaca uyandırıyor okuyucusunda. Sinan Sülün’le ilk kitabı Karahindiba’dan bizleri bekleyen yeni romanının ipuçlarına ve bizi anlatan ortak dili profesyonelce nasıl kurguladığına kadar samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

Karahindiba’ya kadar olan süreçte Sinan Sülün’ü daha yakından tanıyabilir miyiz?

1980 doğumluyum. Seksenli yılların başında doğan birçok çocuğun fay kırıklarına ben de sahibim. Bu mütemadiyen devam eden artçı sarsıntılarla eğitim hayatına başladım. Üniversite eğitimime kadar tabir yerindeyse hayatımı her Türk ailesinin ideal evlat diye adlandırdığı bir çocuk olarak geçirdim. Başarılı, zeki, takdir getiren filan... 1997 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde başladığım üniversite eğitimine 2002’de sonlandırdım. Sonra bankacı olamayacağımı anlayıp Marmara Üniversitesinde İletişim Bilimleri’nde yüksek lisans yaptım.

İlk kitabınla yeni tanışmış olsak da senin edebiyat serüvenin başlayalı uzun zaman oldu değil mi?

Evet öyle oldu diyebiliriz. Marmara’da okurken bir yandan da çalışmaya başladım. Uzun yıllar Hayvan Dergisi’nde ve Zip İstanbul dergisinde editörlük yaptım. Sonra Cemal Süreya’nın bir şiirinde dediği gibi “bir dergi gibidir hayatım/bu yüzden ölmem/batarım” dergiler ekonomik krizler yüzünden kapanınca hayatımı sürdürmek gailesiyle birçok farklı işte çalıştım. Ama edebiyata yakınlığım hem bir okuyucu olarak hem de bir yazar olarak hep yakın temas halinde gitti.

Karşımızda beğeniyle karşılanan ilk öykü kitabı Karahindiba’yı yayımlayan bir reprezant duruyor aynı zamanda. Mesleki anlamda reprezant olarak devam etmen biraz ilginç bir detay. Şuan ki mesleğim hayatın gerçekliği birazda. Klasik bir hikaye vardır, ne kadar doğru bilmiyorum ama mesaj anlamında sevdiğim bir hikayedir. Rus devriminin bilmem kaçıncı yıldönümünde törenler düzenlenmektedir. Lenin ve diğer devrimin ileri gelen askerleri, bürokratları tribünde kızıl bayraklarla yürüyen geçit alayını izlemektedir. Halk kortejinin geçtiği vakit Lenin’in yanında töreni izleyen başka bir ülkenin bürokratı kortejin arasında bir papazı görür. Lenin’e papazı gösterip, gülümseyerek “Bu nasıl çelişki?” diye sorar. Lenin’de “O benim değil, papazın çelişkisi” der. Ben de aynı şeyi söyleyebilirim. Bir yazar olarak reprezant olmam aslında benim değil bu hayatın bir çelişkisi. Ki bu çelişkiye sadece ben sahip değilim. Geçmişten bugüne birçok yazar sanatçı ne yazık ki hayatlarını kazanmak için birçok işte çalışmışlardır. Yaratıcılığınız ölçüsünde içinizden geldiği gibi sizi mutlu eden bir mesleği yapmak tabiî ki en güzeli ama bir de bu işin ekonomik zorunlulukları var.
Hayvan Dergisi’nde çalışırken birçok sanatçıyla, edebiyatçıyla, çizerle çalıştım. Onların deneyimleri, yönlendirmeleri, hayata bakışları benim için çok kıymetlidir. benim için ikinci bir üniversite olmuştur. Özellikle iki kişi var ki isimlerini burada söylemeden geçemeyeceğim. Benim hayatımda ve yazarlığımda önemli rollere sahiptir. Birisi Metin Üstündağ’dır. Üstündağ’ın zekayla harmanlanmış ince zekası ve kalemine çizgisine yansıyan üstün yeteneğiyle tanışmak, faydalanmak benim için her zaman ne kadar şanslıyım dediğim bir detay olmuştur. Diğeri ise derginin genel yayın yönetmeni Hatice Meryem’dir. Hayatın her anının bir öykü olabileceğini, ayrıntıların nasıl büyük dünyalara dönüşebileceğini, karakterlerin yazarıyla birlikte nefes alıp verdiğini ondan öğrenmişimdir. Fakat bizim ülkemizde dergiler ağustos böceği ömrüne sahip olduğu için bu toz pembe hava maalesef dağılmak zorunda kalıyor ve siz cebinize para girmesine vesile olan bir serüvene doğru yol alıyorsunuz.

Genç bir yazar olarak takip ettiğin ve elinden düşürmediğin yazarlar kimler?

Sabahattin Ali benim için çok kıymetlidir. Eğer bana kimi örnek alıyorsunuz diye sorarsanız insan olarak da Sabahattin Ali derim, yazar olarak da. Zonguldak’lı bir yazar olan Ahmet Naim, Sabahattin Ali’nin kafasına vurulup öldürüldüğünü öğrenince şöyle demiştir, “Böyle bir insanın kafasına nasıl vururlar!” İnsanın içini yakan bir cümledir. Ve doğrudur. Kürk Mantolu Madonna’yla Kuyucaklı Yusuf yaratan bir insanla aynı coğrafyada yaşamak ve aynı dili kullanmak benim için büyük mutluluktur.
Sabahattin Ali dışında türk yazarlardan ilk aklıma gelenler Sait Faik, Ahmet Hamdi Tanpınar, Murathan Mungan, İhsan Oktay Anar, Halit Ziya Uşaklıgil, Edip Cansever, Birhan Keskin oluyor. Yabancı yazarlardan Dostoyevski, Jose Saramago, Albert Camus, Edgar Allen Poe, Franz Kafka, Gabriel Garcia Marquez’i sayabilirim.

Yazmaya devam edecek misin önce onu sorayım?

Karahindiba’nın hemen akabinde yeni bir kitap için çalışmaya başladım açıkcası. Karaladığım bir şeyler var ama başına oturup yoğunlaştığım bir kitap sürecim yok henüz. Şimdilik sadece yazmaya yönelik bir yaşam ritmi tutturamasam da yazmaya üretmeye edebiyatın içinde yer almaya devam edeceğim.

Tekrar bir kitap yazdığında yine öykü tadında bir kitapla mı tanışacağız?

Bu kez bir roman yazacağım sanırım. Çünkü şu an yazması düşündüğüm şey bir hikayeye değil de romana yakın duruyor. Konusu ve kurgusu şu an çok netleşmiş değil ama mesleğim olan mümessillik bana ilham oldu diyebilirim. Tanıtımını yaptığım ilaç kanser ilacı ve bundan dolayı onkoloji servislerinde hayli zaman geçiriyorum. Orada hayatın bambaşka bir dinamiği olduğunu düşünüyorum. Sağlıklarına kavuşmak isteyen insanların umut dolu bekleyişleri belki bir kısmının bir umut olmadığını bildikleri halde hayata tutunma azimleri bana yaşadığımız hayatı planlamanın ya da korunaklı.

Bu Röportaj Taksim Life dergisinin Aralık 2011 sayısında yer almıştır.

röportaj;hülya ulupınar
fotoğraf; barış keskin
 
Tramvay Cafe İstiklal caddesinde bulunan beyoğlu'nun seçkin cafele..»
Hilton İstanbul Hotel'in 9. katında Lübnan yemekleri ve seçkin şar..»
İstiklal Caddesi`nde Galatasaray Lisesi`ni geçip Tünel`e doğru devam e..»
Beyoğlu'nun birbire karışan insan kalabalığından ve karmaşasından ..»
şte BigChefs`in hikayesi böyle başladı. Aralık 2007`de ilk şubesini An..»
Diğer Yeme-İçme Mekanları »
Tarihin Geç Osmanlı tarzı, bugünün modern yaşam felsefesiyle birleşti ..»
CVK Hotels Taksim’de Batı ile Doğu, modernizm ve oryantalizm, düşler v..»
Bu işletme hakkında henüz bir içerik girilmemiştir.»
Araç kiralamadan havaalanı transferine... Çocuk bakımından engelli mis..»
Diğer Konaklama Mekanları »
Kafe Pi'nin bir yüzü de Karaköy ve Taksim'i birbirine bağlayan..»
Beyoğlu' nda yıllardır eğlence hayatına yön veren İlayda Turizm bü..»
Dekorasyonundan yemeğine, kokteyllerinden müziğine, daralan dünyamıza ..»
2007'de açıldığından bu yana haftanın 7 günü canlı müzik ile Beyoğ..»
Tünel'de bulunan Romeo Juliet Istanbul, düzenlediği parti ve konse..»
Diğer Eğlence Mekanları »