Türkiye’de bir “Muzır Neşriyat” klasiği: Beat Kuşağı Antolojisi

Sözü “Beat kuşağı”ndan açsak, nerden başlardınız? Jack Kerouac mı? Mesela, Yolda?.. Yoksa siz Zen Kaçıkları mı derdiniz? Belki de konuya Zen Budizmi’nden girecektiniz… Ya da de Allen Ginsberg’e verecektiniz önceliği, “Molok! Yalnızlık! Çirkeflik! Çirkinlik! Çöp tenekeleri ve kazanılmayan dolarlar” diyecektiniz, o zaman söz muhakkak Amerika’ya gelecekti, 1950’lere kadar dönecekti. Bir yıkımdan, inkârdan ve belki isyandan bahsedecektiniz ve Gary Snyder’ı da hatırlatacaktınız, kim bilir?
Bense, bu seferlik, William S. Burroughs’un Türkiye’de davalı kitabı Yumuşak Makine’den başlamayı tercih ediyorum; çünkü Beat Kuşağı Antolojisi’ne varan süreci de o başlatıyor. Sel Yayıncılık tarafından yayımlanmış kitaba “Türk halkının ar ve haya duygularını incittiği” gerekçesi ile açılan dava ve ardından, “Beat” sözcüğünün de internetin yasaklıları arasında yerini alacağına dair açıklama, Türkiye’de Beat edebiyatına ayrı bir alan açan Altıkırkbeş Yayını harekete geçiriyor. Beat kuşağının tüm yazar ve şairleri bir araya toplanıyor ve kendi ifadeleri ile “ülkemiz çocuklarını muzır olan eserlerden korumak ve halkımızın ahlakının sınırlarını çizmek amacıyla kurulan T.C. Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’na yardımcı olmak amacıyla” Altıkırkbeş ve Sel Yayıncılık ortak kitabı olarak yayımlanıyor.
Röportajın devamı …. Taksim Life Dergi’sinde